18 Nisan 2009

90'lı Kilolar Geride Kaldı! Yuppi!

Bu sabah tartıda 88,5'i görünce vallahi sevincimden oynadım :) Artık doksanlı kilolar geride kaldı, umarım bir daha hiç geri dönmem kendilerine... Ve BMI (body mass index) değerim de 30'un altına düşerekten (Hoş, düşe düşe 29,6'ya düştü ama olsun) OBEZ kategorisinden HAFİF ŞİŞMAN kategorisine düşmüş oldum :) Tebrik bana, alkış bana :) Şımardım valla.

Yeri gelmişken, artık herkes biliyor ama BMI'ten de bahsedeyim. Artık yok boyunun 10 eksiği, yok 15 eksiği dönemleri bitti! (Gerçi çoktan bitmişti) BMI, boy ve kilo arasındaki korelasyona bakıyor. Formülü de şöyle:
BMI = Kilo / (Boy*Boy)
Örneğin, kendim için hesaplayacak olursam: BMI = 88,5 / (1,73*1,73) = 29,57
Kategorizasyon da şu şekilde efendim:
18.5 altında olanlar: Zayıf
18.5-25 arasında olanlar: Normal kilolu
25-30 arasında olanlar: Hafif Şişman
30-40 arasında olanlar: Obez
40 üzerinde olanlar: Morbid obez
Tabii bunun yanısıra bel ve kalça ölçüleriniz (işte burada sınıfta kalıyorum, maalesef elma tipi vücudum var, yani yağlar göbek çevremde birikmiş ki bu koroner kalp hastalıkları ve kanser gibi birçok tehlikeli hastalığa davetiye çıkarıyor) ve yağ oranınız da oldukça önemli.
Herkese iyi haftasonları!

15 Nisan 2009

Xuxu'nun Sabah Kahvaltısı

İşte benim sabah kahvaltım... Marul, maydanoz, nane, domates, salatalık, 2 porsiyon örgü peynir, zeytinyağı ve 2 dilim ekmekten oluşuyor. Yanında da su tabii :)

Zeytinyağını salatalarıma az da olsa mutlaka döküyorum. Diyetlerde en çok ihmal edilenler şeylerden biri de yağ çünkü. Esansiyel yağ asitleri birçok fonksiyon için hayati önem taşır ve bu nedenle günlük yağ miktarını mutlaka almak gerekir. Bunu da şöyle hesaplarsınız. Örneğin diyetiniz 1500 kalorilikse, bu kalorinin %20-25'i gibi bir oranı yağdan almalısınız. Yani bu da 300-375 kalori yapar. Bir gram yağ 9 kalori ise, 33-42 gram yağ tüketmeniz gerekiyor demektir.

Salatamın içine o gün kafama ne eserse koyuyorum; kuzukulağı, tere, minik elma dilimleri, havuç, taze zencefil... Mesela kabakları ince ince dilimleyip tost makinasında şöyle yağsız hafifçe pişirip ekleyebilirim, bak bu iyi aklıma geldi. Ama mısır yok! Haşlanmış mısıra tapmama rağmen bu nişasta deposu besini rejim boyunca kendimden uzak tutacağım :)

Son Motivasyon Metodum

Büyük bir azim ve şimdilik başarıyla devam ettiğim rejimimde psikolojik motivasyon kaynağımı sonra yazacağımı söylemiştim. İşte o büyük gün :] Aslında bilinmeyen bir şey değil. Kendime bir excel dosyası oluşturdum. Hoşlandığım ve beğendiğim ünlü kişilerin ve markaların bir listesini çıkardım. Ve vereceğim her kilonun karşısına birinin adını yazdım. Örneğin 92-91 kilomun karşısında Beren Saat var. Niye o var demeyin, oyunculuğunu ve himini himini hallerini çok sevmesem de dizide Arzu Kaprol kıyafetlerini çok güzel taşıdığını düşünüyorum çünkü... Beren Saat'in bu güzel kıyafetlerle bulabildiğim resimlerini excel dosyama yapıştırıyorum ve arada bir açıp bakıyorum. Sonra da kendime diyorum ki, "Xuxu, börek yemek mi istiyorsun, bu güzel kıyafetleri böyle taşımak mı istiyorsun?" Şimdilik seçimlerim hep ikincisinden yana, umarım değişmez :] Listemden birkaç örnek vereyim hemen: Miranda Kerr [kendisi çok beğendiğim bir modeldir ve Orlando Bloom ile evleniyorlarmış, hangisine yanayım bilmiyorum :] ], Jessica Biel, markalardan Bebe, Machka gibi... Tabii ünlü olmayan ve kendilerine gıcık olduğum birkaç kişinin de isimleri var listemde :] Mesela hoşlandığım bir çocuğu kaptırdığım kız gibi :] Emin olun ünlülerden daha çok işe yarıyor :]

Elif Şafak - Mahrem

Mahrem kitabını okumayan var mı? Lütfen lütfen lütfen elinizdeki kitapları bırakıp hemen okuyun a dostlar... Bu kadar mükemmel bir kitap, mükemmel bir kurgu olabilir mi? Son birkaç gündür üzerine o kadar düşündüm ki, bu sabah uyanırken kendimi şöyle yakaladım. "Tamam Elif Şafak'ın yanında staj yapayım ama en fazla kurguyu nasıl yaptığını görürüm, kafasının içindekileri nereden anlayacağım?" diye kendi kendime fikir muhasebesi yapıyordum, iyice sıyırdım yani. Açlıktan da olabilir :]

Kitap görmek ve görülmek üzerine, çok katlı bir hikaye, yani birbiriyle ilgisiz gibi görünen farklı parçalardan oluşuyor ancak parçalar hikayenin sonunda muhteşem bir şekilde birbirlerinin içine giriyor. Çok fazla anlatmak istemiyorum aslında, benim için büyülü bir kitap, ne zaman canım sıkılsa açıp bir bölümünü okuduğum bir kitap Mahrem... Zaten bir kere okumakla anlaşılacak bir roman değil, tekrar tekrar okumaki ayrıntılara kafa yormak gerekiyor...

Birkaç alıntı yapacağım sadece:

"Aşk bir korsedir. Niye bu kadar kıymetli olduğunu anlayabilmek için haddinden fazla şişman olmak gerekir. Senebesene katman katman çoğalmış, vıcık vıcık yayılmış, pelte pelte yığılmış yağları sarıp sarmalar, hizaya sokar. Ve sonra da geçip karşısına kendi eserinin, seyrine bakar kudretinin. Aşk bir hayal taciridir. Kıyıda köşede kartlaşmış hayalleri çekip çıkartır, yıkayıp paklar, allayıp pullar ve terütaze sıfatıyla sahibine kakalar. Aşk insanı güzelleştirir. Görüntülerle oynar pervasızca; yani sıfatlarla, yani aynalarla. Küskünleri aynalarla barıştırır, yalnızları aynalarla çoğaltır. Aşk bir korsedir. Gün gelir, hiç beklenmedik bir yerde, hiç beklenmedik bir anda, atıverir çıt çıtlarından biri yahut çözülüverir iplikleri. Neler olup bittiğini anlamaya vakit kalmadan, korsenin cenderesinden kurtulan yağlar sürüsepet dışarı çıkmıştır çoktan. O keşmekeşte, göz açıp kapayıncaya kadar eski haline dönüverir gövde. Aşk bir korsedir. Niçin bu kadar kısa sürdüğünü anlayabilmek için haddinden fazla şişman olmak gerekir."

''Merak ediyorum arka bahçelerde sırlanmış sırlar, işlenmiş kabahatler, yarım kalmış satırlar kaydediliyor mu satır satır, kelime kelime? Bilmek istiyorum bir mahremiyeti var mı insanoğlu-insankızının, insan olmanın? Ara sıra da olsa, gözlerden kaçabileceğimiz, görülmekten kurtulabileceğimiz gececil bir an, karanlık bir nokta, kadid bir boşluk, belirsiz bir yırtık, ufacık bir çatlak, önemsiz bir kaçak... Hani sanki, bit ısırmış, kene yapışmış, tırtıl kemirmiş, sülük emmiş, güve yemiş, gökten düşen üç elmanın birinden kurt çıkıvermiş kadar küçük, küçücük bir mahremiyet var mı bu seyirlik dünyada.''

"Gözbebeği: insanlarda yuvarlak, hayvanların çoğunda ise dikine elips biçiminde olan gözbebeğinin çapı, irise gelen ışığın miktarına göre değişir. Karanlık ve uzaklık büyütür gözbebeğini; aydınlık ve yakınlık küçültür. Yani bu kararsız çember, ışık varsa küçülür, ışık yoksa büyür. Yakına bakarken de küçüldüğüne göre, yakın olan aydınlıktır, aydınlıktadır. Uzağın payına karanlık düşer. Zaten karanlığı kimse yakınında görmek istemez. Aşık olunca da büyür gözbebeği; demek ki âşık olunan hep uzaktadır. Aradaki mesafenin verdiği acıyı azaltmak için, maşuka "gözbebeğim!" diye hitap edilir."

"Mahremiyetin gitti mi elden, sen de gitmelisin tez elden!"
NOT: Bu arada kendisinin son kitabı "Aşk" da okuyanlar tarafından şiddetle tavsiye ediliyor. En kısa zamanda okuyup yorumlarımı yazacağım.

14 Nisan 2009

Skinny Bitch

2008’de internetten 2 kitap sipariş etmiştim: Skinny Bitch ve Skinny Bitch Mutfakta. Yorumlara başlamadan önce uyarayım arkadaşlar, sakın almayın, paranıza da zamanınıza da aklınıza da yazık!

Her iki kitap da Rory Fredman (Kendi kendini eğitmeyi başarmış olan eski bir Ford Models temsilcisi imiş kitabın arkasında yer alan bilgiye göre!) ve Kim Barnouin (Bilimsel beslenme konusunda uzmanlık derecesini elinde bulunduran eski bir model imiş yine kitabın arkasında yer alan bilgiye göre!) Kitapların her ikisi de tam anlamıyla bullshit! Birinci kitapta, her türlü yiyecek grubuna bir mazeret bulmuşlar yedirmemek için. Süt de nasibini almış, yumurta da :) Ne yapmamızı istiyorlar merak ettim doğrusu. Balkona marul falan mı ekelim? Kendi tavuğumuzu salonda mı yetiştirelim?

İkinci kitapta da “sıska sürtük” (kitapta yer alan çevirme) olmak için yiyebileceğimiz (nihayet birkaç şeye izin vermişler, ben de tam serum taktırmaya gidiyordum) yemek tarifleri yer alıyor. Birkaç örnek vereyim, eminim sizin de çok hoşunuza gidecek! Mesela kahvaltıda Pecan soslu Fransız tostu alır mıydınız? Tost dediğime bakmayın siz, içinde nişasta, pirinç unu, kepek ekmek olmasına rağmen çok hafif(!) Yine sabah kahvaltısında burrito yememizi salık vermiş kendileri. Oldu canım, akşam da herhalde sıvıyağın içinde yüzücez! Sonra, öğle yemeğinde kremalı lahana salatası yiyoruz. Canım kremalı dediğime bakmayın siz, vejetaryen mayonez ve krema ile yapılıyor! Akşam da yine diyetlerin vazgeçilmezi olan patates püreli rulo köfte var. Tariflerin sırrı şu: Sıvıyağ yerine hindistan cevizi yağı, tuz yerine deniz tuzu, hayvansal içeriği olan her türlü maddenin de vejetartyen olanını kullanıyorsunuz. Allah’ım, yok ben akıllanmayacağım, nerden soktum bu kitapları eve :)